Japonlarla Türklerin Anlayışları Arasındaki Farklar - İsmail Hakkı Küpçü

11.08.2008

Önceki
Ana Sayfa
Geri Dön
Sonraki

 


Tüm İnternette
Bu Sayfalarda
Google

 

 

JAPONLARLA TÜRKLERİN ANLAYIŞLARI ARASINDAKİ FARKLAR

 

SİYASETÇİLERİN TAVIRLARI

Japonların dünyaya açılarak milletler sahnesine yeni çıktıkları dönemler, Türklerin iki bin yıllık uzun ve geniş alana yayılan mücadelelerinden yorgun düştükleri yıllardı. Bu nedenle dünyaya açılmanın Japonlara kazandırdıkları ile Türklerin ki çok farklı oldu. Ayrıca "I. Dünya Savaşı ve Türkler" makalesi ve "II. Dünya Savaşı" ile "Çin’de Mao Devrimi" makalelerinde Japonların karşılarına çıkan şanslarına değinildi. Bu şanslarını iyi değerlendiren Japonlar, 1955 yılından itibaren hep aynı siyasi parti tarafından (LDP, Liberal Demokrat Parti) yönetilmenin avantajını da kullanmaktadır.

Yönetim açısından Japonya’nın ekonomik başarıları ile Türkiye’nin arasındaki fark; Japon yöneticilerin ülke dışından aldıkları yönetim kavramlarını kendi kültürlerinin toprağına ekip, onları bu toprakta yetiştirebilme başarılarıyla açıklanabilir.

Japonlar, politikacılarında “karizma” aramazlar. Karizmadan çok ortak ve açıkça belirlenen amaçlarla ileriye dönük hayal gücüne dikkat ederler. Siyasetçideki görev duygusu, moral ciddiyet, çok sıkı çalışma ve çevresine danışma alışkanlığı Japonlar için daha önemlidir. Türkiye’de ise, siyasetçide “karizma” aranır. Halbuki, karizmanın sonu, kendini bilmezliktir.

BAKANLAR - BAKANLAR KURULU VE ORDU

Diğer taraftan Japonya’da Bakanların, bakanlıkları içinde söz hakları çok azdır. En üst seviyedeki bürokratını değiştirebilmek için çok geçerli bir sebep bulmaları gerekir. Kabine içerisindeki bakanların yerleri sık değiştirilir. Dolayısıyla, hem bakanların bürokratlarına hükmetme şansları, hem de tek liderin çıkma şansı azalır. (Bu şartlar Türkiye’den çok farklı.)

Japonların II. Dünya Savaşından sonra orduları olmadı. Ancak daha önce de Japonlar, orduyu devleti temsil eden bir kurum olarak görmediler. Halbuki Türklerde ordu-devlet yapısı ve geleneği vardır.

KİTLER (KAMU İKTİSADİ TEŞEKKÜLLERİ)

Japonlar Meici yani aydınlanma döneminde kalkınmak için KİT’ler kurdular. Ancak kısa bir süre sonra pek çok devlet işletmesinin iflasın eşiğine geldiğini ve hazineye yük olduklarını gördüler. Japonlar KİT’leri; güvenilir, asaletli, ahlâklı bir sülâleden geldiklerine inandıkları insanlara devrettiler. Onlara teknik yardım verdiler. Onlardan sadece işletmeyi iyi yönetmelerini istediler. Türkiye’de ise, bu durum çok geç ciddiye alındı. Hata anlaşıldığında ise, geçmişten gelen beyler (Germiyanoğlu, Candaroğlu, Karamanoğlu, Dulkadiroğlu gibi) ve “eşraf” tabakası pek kalmamıştı. Dolayısıyla KİT’ler emin ellere devredilemediği gibi bazıları yabancılara satıldı. Dolayısıyla Türkiye’de milli bir özel sektör oluşumu istenilen seviyeye ulaşamadı. Halbuki Japonya’da, özel sektör ile devletin arasında geçmişte oluşan amaç birliği sürmektedir.

İŞÇİ- İŞVEREN İLİŞKİLERİ

Japonya’da son yirmi yıldır, dış ticaret genelde fazla vermektedir. Bu durumu sağlayan etkenlerden birisi de Japonların çok çalışmalarıdır. Japonlar haftada 60 saat çalışmaktadır. Ayrıca II. Dünya Savaşından sonra kanun çıkarılarak, Japonya’da 20 yıl süreyle yıllık izin kullanılmasına izin verilmemiştir. Türkler ise, Atatürk’ün “tek bir şeye ihtiyacımız vardır, o da çalışmak” sözünün aksine haftalık çalışma saatlerini gittikçe azaltarak haftada 45 saate indirdiler. Yıllık izinleri, kullandıkları raporlar, tatilleri hep Japonlardan fazladır.

Japon işçileri “işyeri ve görev kutsaldır” anlayışına göre eğitilirler. İşyerine girmeden önce topluca “o işyerinin menfaatlerini koruyacağına, verimli ve düzgün çalışacağına vb.” konularda şerefi üzerine yemin ederler. Çevreleri de onları, akıllarına estikleri şekilde hareket etmeye itmez. Dinlenme ve eğlence amaçlı faaliyetler bile çoğunlukla, bir disiplin gösterisine dönüşür. Türkiye’de ise, halkın hayalindeki iş adamı, basın yayın organlarının karikatürize ettiği şekilde görülür. “Şişman, göbekli ensesi kalın patron, ağzında puro olduğu halde ayakta durmaktadır. Ayağının birini biraz kaldırmış, yerde yatan işçinin üzerine basarak poz vermekte ve caka satmaktadır.” Türk işçisi, işverenine karşı bazı çevrelerce böylesine önyargılı yönlendirilmektedir.

Japonların II. Dünya Savaşından sonra Amerikalılardan isteklerinde, birinci sırada işçilerinin eğitimi vardı. Japon işçi sendikaları, üyesi olan işçilerinin çıkarlarıyla Japonya’nın menfaatleri çatıştığında, önceliği Japonya’nın bütününe verirler.

JAPONLARIN YAŞAMINDAN KESİTLER

Japonlar, bu kadar çok ve verimli çalışırken bu onlara, Batılılar gibi daha paralı ve konforlu yaşam tarzı olarak geri dönmemektedir. Şehir hayatları sıkışıktır. Gayri menkuller çok sınırlı ve aşırı derecede pahalıdır. Yiyecekler ve hayat çok pahalıdır. Sadece seyyar Çin pazarları ucuzdur. Oralardan da alış-veriş etmeyi, Japonlar kendilerine yakıştıramazlar. Buralardan genelde turistler faydalanır.

Japon evlerini ancak yarısı kanalizasyona bağlıdır. İşe yeni başlayan bir Japon işçisi, bir aylık maaşıyla 20-25 kg bezelyeyi zor alabilir. Bir Japon işçisi, bütün ömrü boyunca güzel bir ev sahibi olmayı düşünemez. Türklerde ise, “dünyada mekân, ahrette iman” anlayışı vardır. Yiyecekleri ise Japonlar gibi dilimle veya adetle değil, topluca alır ve yer.

İŞ ADAMLARININ DAVRANIŞLARI VE ŞİRKETLER

Japon iş adamları, Japonya’nın geleceğine yönelik amaçları gösterebilmek için her türlü fedakârlığı gösterebilirler. Hiçbir Batılı veya Türk şirketinin göze alamayacağı kadar uzun süre, dış satımlarındaki kârlarından vazgeçebilirler. Japonya’nın ABD’deki lobicilik masrafları bütün ülkelerden fazladır. Bunları genelde Japon firmaları sağlamaktadır. Japon iş adamları kazançlarını ihracattan kazanmışlardır. Halbuki Türk iş adamları, Türkiye Devletinin ihalelerinden veya iç pazardan kazanmışlardır.

Japonya’da altı tane küme (gurubi) şirketi vardır. Mitsui, Fuyo, Mitsubishi, Sumitomo, Sanva ve Dai-ichi Kangyo Bankası. Özel anonim şirketler yarı bağımsızdır. Bir küme kendi bankası, emlak acentesi, sigortası, ticaret şirketi etrafında toplanmış şirketlerden oluşur. Kümeyi kimse tek başına yönetemez. Hiç kimse kümeden en üst seviyede sorumlu değildir. Bu nedenle küme, tek kişinin ufkuna bağlı kalmaz ve daha verimli üretim yapabilir. Şirketler, Japon borsasındaki rakip şirketlerin hisselerinin %60-70’ini karşılıklı olarak kendilerinde tutarlar. Böylece birbirlerine bağlı kalırlar ve birbirlerini batıramazlar.

Türkiye’de ise işletmelerin %96’sı on işçiden az çalışanı olan küçük işletmedir. Büyük şirketler ise, Türkiye’nin ihtiyacı olan ciddi alanlardan daha çok kârlarını azami yapacak konularda çalışmaktalar.

İTHAL ÜRÜNLERE BAKIŞ

Japonlar, ithal ürünlere iyi gözle bakmazlar. 1985 yılında ABD Başkanı Reagen ihracatı artırmak için, doların değerini biraz düşürmek istedi. Ama sonuç istediği gibi olmadı. On altı ay içerisinde dolar 250 yen iken, 125 Yen’e geriledi. Bu durumda ekonomistlere göre, Japonların, ABD’den yaptıkları ithalatı hızla artırmaları gerekirdi. Ama böyle olmadı. Halbuki aynı durum Türkiye’de olsa, ülke ithal mal akınına uğrardı.

Japon yöneticiler, iş adamları ve halkının anlayışlarına güvenerek, halen sanayisi için korumacılık uygulamaktadır. Bugün korumacılık kaldırılsa, imalat sanayinin ancak sekizde biri ayakta kalabilir. Hizmetler alanında da durum çok farklı değildir. Türkiye’de ise dolaylı ya da doğrudan koruma tedbirleri almadan rastgele ithalat izinleri verilmektedir.

DEVLET YÖNETİMİ

Japonya’da kağıt üzerinde var olan çoğu şey uygulamada yoktur. Bir bakanlığın, bir başka bakanlığın sonuçlandırdığı diplomatik görüşmeleri inkâr etmesi Japonya’da sıkça görülür. Bu konuyu Karen Van Wolferen örnekleriyle aktarmaktadır.

Japon yöneticileri genellikle eski imparatorluk üniversitesi olan Tokyo (eski adı Todai) ve daha az oranda Kyoto Üniversitesi mezunlarıdır. (Japonya, adalar topluluğu olduğundan kendilerine imparatorluk diyorlar. Yoksa gerçek anlamda değil.) Türkiye’de de devlet yönetiminde İstanbul Teknik Üniversitesi mezunlarının etkili oldukları dönemlerde, devlet daha iyi çalışmıştır. Burada yapılması gereken, bunlara ilaveten ODTÜ, Boğaziçi gibi okulların mezunlarının eklenmesiydi. Ancak, siyasiler tam tersini yaptı.

BÖLGELERİNDEKİ KONUMLARI

ABD, Çin’deki Mao’nun devriminden sonra Japonya’yı mecburen destekledi. (Bu konuda “Çin’de Mao Devrimi” adlı makalede ayrıntılı bilgi verilecektir.) Japonya’nın ABD ile olağanüstü ilişkisi, diplomatik yardım, ortak ticaret ve söz verilen askeri korumadan çok daha fazlasını içerir. Bu nedenle Japonya, dış devletlerle sadece ekonomik anlamda ilişki kurup ticaret yapmayı düşündü. Bunun politik sonuçlarını ne Japon yöneticileri ne de halk hiç dikkate almadı. Bu durum Japonya’nın kalkınmasında çok yararlı oldu.

Türkiye ise tam tersi konumdadır. Çok uluslu bir imparatorluktan sonra ulus-devlet kurmuştur. İmparatorluğun eski üyeleri ile komşudur. Türkiye; Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’dan oluşan bölge dünyanın en buhranlı yöresindedir. Ayrıca, gerek develet yöneticileri gerekse halk, devlet anlayışı konusunda ilkeli ve gurur sahibidirler.

JAPONYA’DAKİ SOSYAL DEĞİŞMELER

Japonya’da 1980’lerden itibaren bazı konularda değişiklikler yaşanmaya başlandı.1962’de yurt dışına çıkan Japon sayısı 150.000 civarında iken, 1987’de 6,5 milyona ulaştı. Günümüzde ise, onbeş milyonu geçti. Japonya’ya gelen yabancıların sayısında da aynı oranda olmamakla birlikte artış hızlıdır. Japonlar tarihlerinde ilk defa, bu kadar yoğun bir şekilde yabancılarla ilişkide bulunuyorlar. Bu durum bazı değişiklikler oluşturmakta.

Japon kadınları kendi geleneksel yüzlerini beğenmeyerek Batılı gibi görünmeye çalışmaktadırlar. Artık daha çok kadın hakları, vatandaşlık hakları, hukuka saygı, mülk sahibi olma, dinlenme gibi isteklerini açıkça ifade etmeye başladılar. Eskisi gibi baş eğmeyi sürdürmek yerine, kazandıklarıyla daha konforlu yaşama istekleri arttı.

Siyasette ise, bir milletvekilinin zamanının %80’ini yeniden seçilme çabaları almaya başladı. Tekrar seçilmenin parasal maliyeti de artmakta.

Japonların “sanayi kültürleri” giderek zayıflamaktadır. Bu anlayış; üretimden ve mühendislikten ayrılıp ticarete ve finans sektörüne kaymalara neden olmaktadır. Japon sermayesi böyle bir olgu için yeterli görülebilir. Ama üretime dayanmayan hiçbir ekonomi, uzun vadede başarılı olamaz.

Japonların son yıllardaki gelişmeleri incelendiğinde farklı bir gerçekle de karşılaşılmaktadır. Olağanüstü yüksek emlak fiyatları ve hemen hemen aynı derecede şişirilmiş hisse senedi fiyatları, Japonların sermaye güçlerini olduğundan yüksek göstermektedir.

 

İsmail Hakkı Küpçü

Başa Dön | "Japonlarla Türklerin Anlayışlarının Karşılaştırılması" makalesini yazdır


Yazıların bütün hakları İsmail Hakkı Küpçü'ye aittir
 

Önceki | Ana Sayfa | Geri Dön | Sonraki

Son Güncelleme 02.07.2005

kamagra bivirkninger cialis online danmark cialis rezeptfrei levitra dosierung viagra online kaufen levitra erfahrungsberichte kamagra oral jelly bestellen deutschland kamagra 100mg preis cialis patent cialis erfahrungen viagra en ligne cialis effet secondaire levitra en ligne kamagra gel pas cher levitra avis cialis 20mg pas cher cialis ou viagra kamagra 100mg pour femme in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
kamagra online uk levitra online uk buy cialis london cialis pills for sale uk viagra tablets uk viagra for sale uk buy kamagra uk cialis rezeptfrei levitra dosierung viagra online kaufen levitra erfahrungsberichte kamagra oral jelly bestellen deutschland kamagra 100mg preis cialis patent cialis erfahrungen polos baratos polos ralph lauren polos lacoste polos ralph lauren outlet polos hombre polos lacoste baratos in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
viagra tablets australia cialis online australia kamagra 100mg oral jelly australia viagra for sale australia cialis daily australia kamagra gel australia levitra online australia viagra priser apotek levitra virkning cialis en om dagen viagra virkning kamagra bivirkninger cialis online danmark cialis rezeptfrei levitra dosierung viagra online kaufen levitra erfahrungsberichte kamagra oral jelly bestellen deutschland kamagra 100mg preis cialis patent cialis erfahrungen
new balance damen nike free 4.0 flyknit nike free run nike air max nike sneakers nike free run 2 nike huarache louis vuitton taschen nike free flyknit fred perry polo timberland schweiz nike cortez nike schuhe nike air force 1 air jordan schweiz louis vuitton neverfull fred perry schweiz